26 Mayıs 2013 Pazar

About Homework

This semester the students of ECO 228 Economic History II (01) are obliged to visit Çengelhan Rahmi Koç Industrial Museum located at the entrance of Ankara citadel and write an report which contains their overall observations and history of an object exhibited at the museum. 

The report must be at least  12.000 characters. (It can be checked from Tools Menu/Word Counts for MSWord.). It is about five pages when formatted times new roman 12 pt font and 1,5 spaced.  (of course without considering images that you may add.) 

The students must use the following template in this link. 

As for the object to be investigated, you may choose any of them as long as  you take into account what you have learned during this semester in the course. (Phases, trends in world economy etc.)

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Modern Times-Charlie Chaplin (1936)


3 Mayıs 2013 Cuma

Long Waves

Freeman and Soete, The Economics of Industrial Innovation

7 Mart 2013 Perşembe

ECO 228 Spring 2012-3 Syllabus

Instructor: Dr. Muammer KAYMAK
Web: http://yunus.hacettepe.edu.tr/~mkaymak

Course Blog: http://iktisaditarih.blogspot.com

Grading Policy: Grade will be based on a midterm exam, 30%; an essay 20% and 50% final exam.

Course Outline:

This course includes two main subject. First subject is the evolution of capitalist economy since industrial revolution. The second subject is the economic history of Ottoman Empire. Probably first subject will take 7 or 8 weeks. Then we are going to skip second subject. Course outline and reading list for the second subject will be announced later.

I. The Industrial Revolution

*Eric Hobsbawm (1996) The Age of Revolution,1789-1848 [ch.1-3 and 9]
  • Ashton, T.S. (1968), The Industrial Revolution 1760-1830, London: Oxford University Press. 
  • Landes, D.S. (1969), The Unbound Prometheus, New York: Cambridge University Press. 
  • Mantoux, P. (1961), Industrial Revolution in the Eighteenth Century: an Outline of the Beginnings of the Modern Factory System in England, London: Jonathan Cape. 
  • Supple, B. (1976), "The State and The Industrial Revolution: 1700-1914", C. M. Cipolla (Ed.), The Industrial Revoltuion 1700-1914, Fontana Economic History of Europe, Vol. III. , New York: The Harvester Press.
II. The Expansion of Industrial Capitalism

*Eric Hobsbawm (1975) The Age of Capital, 1848-1871 [ch.2-3]
Kemp, T. (1971) Economic Forces in French History. London: Dobson.
Kemp, T. (1985) Industrialization in Nineteenth Century Europe, London and New York: Longman.
Borchardt, K. (1976) “Germany 1700-1914”, Carlo M.Cipolla (Ed.) The Emergence of Industrial Societies, Part One, Fontana Economic History of Europe Vol. 4, Sussex: Harvester Press /Barnes&Noble, ss. 76-160.
III. The Age of Imperialism

*Eric Hobsbawm, (1989) The Age of Empire [Ch. 2 -3]
*Ivan T. Berend, An Economic History of Twentieth-Century Europe: Economic Regimes from Laissez-Faire to Globalization. [Ch. I]
-Borchardt, K. (1976) “Germany 1700-1914”, Carlo M.Cipolla (Ed.) The Emergence of Industrial Societies, Part One, Fontana Economic History of Europe Vol. 4, Sussex: Harvester Press /Barnes&Noble, ss. 76-160.

IV. The Great Depression and Afterwards
Eric Hobsbawm, (1994) The Age of Extremes [Ch. 3 and 4]
*Ivan T. Berend, An Economic History of Twentieth-Century Europe: Economic Regimes from Laissez-Faire to Globalization. [Ch. 2-4]

V. World Economy in the Post-War Period
*Eric Hobsbawm, (1994) The Age of Extremes [Ch. 9 and 12]
*Ivan T. Berend, An Economic History of Twentieth-Century Europe: Economic Regimes from Laissez-Faire to Globalization. [Ch. 5]

VI. Economics of Global Turbulance
*Eric Hobsbawm, (1994) The Age of Extremes [Ch.14]
*Ivan T. Berend, An Economic History of Twentieth-Century Europe: Economic Regimes from Laissez-Faire to Globalization. [Ch. 5]


Further readings for curious students will be announced later.

6 Mart 2013 Çarşamba

Dört Ayak İyi, İki Ayak Daha İyi!


Yaşamın tarihi salt ilerlemeci değildir;
kesinlikle tahmin edilemezdir.
Yeryüzünün canlıları bir dizi rastlantı
ve şans eseri olan değişimler yoluyla evrimleştir.
Stephen Jay Gould.
(Scientific American, Ekim 1994)
Kısa bacakları ve tümüyle farklı biyomekanik ve fonksiyonel anatomileri ile penguenler bir kenara bırakılırsa, insan ve onun ataları gibi –dik duran bir omurgaya eklemli kalça kemiği ile- sürekli iki ayağı üzerinde dik yürüyen başka bir kara canlısı bilinmemektedir. İnsanın dik duruşu ve iki ayak üzerinde yürüyüşünün evrimine dair son yüzyıl içerisinde neredeyse 30 ayrı hipotez ileri sürülmüştür. Bunun nedeni, insanı insan yapan temel iki evrimsel değişimden birinin iki ayak üzerinde dik yürümek olduğunun paleoantropologlar tarafından anlaşılmasıydı. Bununla birlikte 1800’lü yıllarda, insan atalarına ait fosil buluntuların sayılarının son derece az olduğu bir dönemde, birçok araştırmacı, insanları büyük kuyruksuz maymunlardan ayıran temel özelliğin dik yürümek olduğunun farkında değillerdi. Bu araştırmacılar, insan evriminde en önemli değişimin gelişmiş insan zekâsını yansıttığı düşünülen beyin büyüklüğündeki artış olduğunda hemfikirdiler. Onlara göre teknolojinin üretimi ve kullanımı ve birçok diğer kolektif davranış ancak gelişmiş bir zekâ düzeyi ve konuşma gibi kompleks bir iletişim yeteneği ile mümkün olabilirdi. Diğer maymun akrabalarımızdan zekâ ve iletişim düzeyimiz ile ayrıldığımızı ve ayrıcalık kazandığımızı varsayan bu insan merkezci yaklaşım aslında günümüzde egemen olan insan tanımının da omurgasını oluşturdu. Buna rağmen, insanı insan yapan temel evrimsel değişimin zekâ değil dik yürümek olduğunun antropologlar tarafından anlaşılması çok uzun sürmedi ve bu evrimsel değişim Hominidae yani insan ve onun dik yürüyen atalarını içeren ailenin ayırt edici özelliklerinden biri oldu.
Özellikle 1970’li yıllarda Australopithecus afarensis’in keşfedilmesinin ardından ilk dik yürüyen insan atalarının büyük beyine sahip olmadığı kesinleşti çünkü Au. afarensis’in beyin hacmi neredeyse şempanzeninki kadardı. 1979 yılında Stephen Jay Gould New Scientist dergisinde yazdığı “The Upright Ape” adlı makalesinde “yaklaşık olarak beş milyon yıl önce, beynimiz henüz büyümeden dik yürümeye başladık” şeklinde dik yürümenin beyin büyüklüğünden önce gerçekleştiğini vurgulamıştır. Bu önemli bilginin dünyaya duyurulmasında Gould’un katkısı tartışılmaz olsa da ondan yaklaşık olarak 40 yıl önce bir ülkemiz antropoloğu tarafından bu vurgu laiki ile belirtilmiştir. 1940’lı yıllarda, henüz fosil buluntuların Homo cinsinin birkaç üyesi ve Australopithecus africanus türü ile sınırlı olduğu, yani dik yürümenin mi yoksa beyin büyüklüğünün mü ilk gerçekleştiğinin bilinmesi çok güç iken, Muzaffer Süleyman Şenyürek  1940 yılında yazdığı “İnsanin Tekâmülü” adlı makalesinde “insanı insan yapan iki ayak üzerinde şakuli yürüme usulü olmuştur” der ve makalesini “bugünkü insan yüz binlerce sene süren uzun ve bati bir tekâmülün mahsulüdür. İnsanin iptidai bir maymun cedden geldiğine hiç şüphe yoktur” cümleleri ile bitirir. Yine aynı yıllarda Afrika’da çalışmalarını sürdüren dönemin en ünlü antropologlarından Robert Broom, Güney Afrika’da Sterkfontein mağarasından keşfedilen Plesianthropus transvaalensis (sinonim: Australopithecus africanus) türüne ait bir dizi diş örneğini tanımlanması için Muzaffer Süleyman Şenyürek’e gönderir. Yazdığı makaleler ile paleoantropoloji alanında uluslararası bir kimlik kazanmış olan Muzaffer Süleyman Şenyürek’in çalışmaları Smithsonian Enstitüsü National Anthropological Archive/Ulusal Antropoloji Arşivi tarafından korunmaktadır. Şenyürek, ülkemizin bugüne kadar yetiştirdiği en iyi paleoantropolog olma unvanını halen korumaktadır.
George Gaylord Simpson (1953) evrimsel değişimi ilkin karakterden türemiş karaktere doğru çizgisel bir vektör olarak yorumlamıştır. Karakterlerin ilkin ya da türemiş olması bu vektörün yönelimine bağlıydı. Buna göre ilkin karakterlerin tutulduğu ve diğer kazanılan yeni karakterlerin ise adaptasyonun yeni biçimleri olduğunu belirtti. Bununla birlikte ilkin olan karakter ile türemiş olan karakter arasındaki ayrımın ve tanımlamanın zorluklarına işaret etti. Simpson, insanın evriminin çizgisel vektörü dikkate alındığında, eğer dik yürüme karakterinin kazanımının insan evriminde bir dönüm noktası olarak alınmasında anlaşma sağlanmış ise diğer karakterlerin hangisinin ilkin ya da türemiş olabileceğinin aydınlatılmış olacağını düşündü. Bugün, evrimsel değişimin ilkinden türemişe, yönelimli çizgisel bir vektör olmadığını biliyoruz; Gould’un önerdiği gibi evrimsel değişim yönelimli ve ilerlemeci olmadığı gibi rastlantı ve şans eseri denebilecek doğal seçilim baskılarına bağlı olarak ortaya çıktığı büyük oranda kabul görmektedir. Bu noktada, dik yürümek yaklaşık olarak 6-7 milyon yıl önce ilk olarak Sahelanthropus, Orrorin ve Ardipithecus atalarımızda ortaya çıkmış, daha sonra Australopithecus türlerinde daha yetkin bir davranış haline gelmiş ve son olarak bizim cinsimiz olan Homo türlerinde kullanım başarısına göre en üst seviyesine ulaşarak atalarımızı ve bizleri avantajlı duruma getirmiş türemiş bir karakter olarak bilinmektedir.
Geleneksel olarak paleoantropologlar insan evriminde dört önemli değişim tanımlamışlardır: Karasal yaşam (ağaç yaşamından yer yaşamına geçiş), bipedalizm (iki ayak üzerinde yürümek), ensefalizasyon (vücut büyüklüğüne oranla beynin daha büyük olması) ve alet kullanma/sofistike kültür. Bu değişimlerin sıralaması hakkında bilim insanları farklı öneriler sunmuşlardır (Şekil 1). Henry Fairfield Osborn, ağaç yaşamından karasal yaşama geçiş, ardından dik yürümek, beyin büyüklüğünde artış ve beraberinde sosyalleşmenin gerçekleştiğini iler sürerek Charles Darwin’in yaklaşımına yakın bir hipotez ileri sürmüştür. Sir Arthur Keith, D. J. Morton’un düşünceleri üzerine yapılandırdığı hipotezine göre ise dik yürümek insan evriminde gerçekleşen ilk değişimdir, buna göre atamız ağaç yaşamında iken dik yürüme yeteneği kazanmıştır daha sonra karasal yaşama geçmiştir. Arthur Keith’in çağdaşı olan Sir Grafton Elliot Smith ise sırasıyla beyin büyüklüğünün önce gerçekleştiği, ağaç yaşamında dük yürümenin kazanıldığı, yer yaşamına geçildiği ve ardından sosyalleşmenin geldiğini önermiştir. Elliot Smith’in öğrencisi Wood Jones ise önce ağaç yaşamında dik yürümenin ardından beyin büyüklüğünde artışın meydana geldiğini ileri sürmüş ve geri kalan kısımda Smith’i takip etmiştir. William King Gregory, meslektaşı Osborn gibi karasal yaşamın önceliğini savunmuş ancak sosyalleşmenin ve kültürün dik yürümekten önce gerçekleştiğini ve beyin büyüklüğünün nedeni olduğunu vurgulamıştır (Lewin & Foley, 2004).

Şekil 1 - İnsan Evrimindeki Dört Önemli Değişim

Büyük kuyruksuz maymunlar ile karşılaştırıldığında iskeletimizde bazı önemli karakterler dik yürümek ile bağlantılıdır (Şekil 2). (A) Kafa omurga üzerinde daha dengede durabilmesi için omuriliğin beyine ulaşmasını sağlayan delik, foramen magnum, kafatasının altında ve ortasında konumlanmıştır, böylece kafanın dengede durması için güçlü ense kaslarına ihtiyaç kalmamıştır. Oysa büyük kuyruksuz maymunlarda bu delik kafasının altında ve ortasında değil gerisinde ve üstte yer alır, güçlü ense kasları ile kafatası dengede tutulur. (B) Dik duruşa bağlı olarak insanların göğüs kafesleri fıçı biçimlidir, oysa büyük kuyruksuz maymunlarda bu kafes huni şeklindedir. (C) İnsanın omurgasında boyun ve bel omurlarında ikincil ve daha güçlü bir kavis vardır. (D) İnsanın kalça kemiği kısalmış ve yanlara doğru genişlemiştir. (E) İnsanda bacaklar kollardan daha uzundur ve vücut ağırlığının büyük bir bölümünü oluşturur, bu da ağırlık merkezini aşağı çeker. Şekildeki yüzdelikler her vücut segmenti tarafından toplam vücut ağırlığını temsil etmektedir. (F) İnsanda uyluk kemiği kalça kemiğine “vulgus” adı verilen bir eğimle ulaşır, bu eğim vücut ağırlığını dize ve kaval kemiğine bacakların hareketini kolaylaştıracak bir biçimde iletir ve bacaklar daha rahat hareket eder. (G) İnsanda ayak başparmağı diğer parmaklar ile aynı yöndedir ve vücut ağırlığının yere iletilmesi ve yerden hareket gücü kazanılmasında önemli bir rol oynar. Oysa büyük kuyruksuz maymunlarda ayak başparmağı diğer ayağın başparmağına zıt yönelimlidir ve kavrayıcı bir özelliğe sahiptir (Conroy, 2005).


Şekil 2 - İskeletimizdeki Bazı Önemli Karakterler

İki ayak üzerinde dik yürüme hareket biçiminin gerçekleşebilmesi için sadece iskelet yapıda değil kas yapısında da bazı değişimlerin gerçekleşmesi gerekmektedir (Şekil 3). Özellikle iki ayak üzerinde dik ve dengede kalmamızı sağlayan kaslar gluteal medius ve gluteal minimuslardır. (A ve B) Şempanzede bu kaslar kalça kemiğinin gerilen hareketlerinde ve orta düzlemde rotasyonunu sağlar, bu nedenle şempanzeler ve goriller dik yürümeye çalıştıklarında çok başarılı olamazlar ve kısa süre sonra yorulurlar. İnsanlarda bu kaslar dik yürüme sırasında yanal dengenin kurulmasını organize eder. Bizde ağırlık merkezi kalça kemiğinin neredeyse ortasındadır ve kalça kemiğinde ilium bölgesi ağırlık merkezini düşürmek için kısadır ve yayvandır (Şekil 4). Böylece vücudun ağırlık merkezinin kalça kemikleri üzerinde yer alması, kalça kemiğinin bu ağırlığı bacaklara dengeli bir biçimde iletmesi, kasların dengeyi koruyucu bir şekilde anatomik olarak biçimlenmesi ve çalışması insanın dik yürümesini olası hale getirmiştir.

Şekil 3 - Kas yapısı

Şekil 4 - Ağırlık merkezi

1900’lü yılların ortalarına doğru insan atalarına ait fosil keşiflerin artması ve jeolojik tarihlendirme yöntemlerinde kaydedilen teknolojik gelişmeler, atalarımızın yaşadıkları dönemleri neredeyse kesin denilebilecek düzeyde belirlememize yardımcı olmuştur. Bu gelişmelere paralel olarak insan evriminde dik yürümenin kökeni hakkındaki hipotezler de değişmeye ve çeşitlenmeye başlamıştır. Australopithecus africanus türünün isim babası Raymond Dart 1959 yılında “The Watching Out/Çevreyi Gözetleme” hipotezi ile insanın dik durarak savan otlakları arasında çevresini daha iyi görebilecek bir yüksekliğe eriştiğini ileri sürdü. Aslında düşüncenin kökeni Charles Darwin “Descent of Man” (1871) eserinde vurgulanmış olan ve ayrıca Haeckel (1900), Shapiro (1956), Washburn (1959) ve Oakley (1960) tarafından da tekrarlanan Hewes’in (1961) “The Freeing of the Hands/Ellerin Boş Kalması” hipotezi alet kullanma, silah taşıma, yiyecek toplama ve kendini savunma gibi önemli davranışların dik yürümenin kökeninde rol aldığı önemli avantajlar olarak yorumlanmıştır. Kirschmann’ın (1999) yayınlanmamış olan “The Throwing Hypothesis/Fırlatma Hipotezi” savına göre silah kullanmaya yönelik özelleşmeler erken insan ataları için önemli bir adaptasyondur. Sadece alet kullanmaya bağlı olan bu hipotez, ilk alet kullanımına dair olan buluntuların 2,6 milyon yıl yaşında olduğu düşünülünce kökeni yaklaşık olarak 6 milyon yıla inen dik yürümek için sağlıklı bir açıklama değildir. Etkin (1954) yılında ileri sürdüğü “The Infant Carrying Hypothesis/Yavru Taşıma Hipotezi” ile özellikle avcı toplumlarda dişi bireylerin bebeklerini sırtları üzerinde taşımalarının daha etkin bir rol oynadığını belirtmiştir. “The Reaching For Food Hypothesis/Yiyeceğe Uzanma Hipotezi” Jolly (1970) tarafından ileri sürülmüş ve savan ortamında karasal yaşam süren atalarımızın görece yüksek ağaç ve çalı dallarındaki meyve ve yaprak filizlerine ulaşabilmek için dik durmanın dik yürümenin kökeninde etkisi olabileceği düşünülmüştür. Lovejoy (1981) “The Carrying Food or Provisioning Hypothesis/Yiyecek Taşıma ve Sağlama Hipotezi” ile karasal yaşam süren atalarımızın yeterli miktarda yiyecek taşıyabilmeleri ve sağlayabilmelerinin dik yürümenin kökeninde önemli bir seçilim baskısı oluşturduğu vurgulamıştır. Özellikle 2009 yılında Science dergisinin Ekim özel sayısında duyurulan Ardipithecus ramidus türünün dik yürümesinde yiyecek taşıma ve sağlamanın özellikle erkek bireyler eşeysel seçilimde rol aldığı belirtilmiştir. Aileye yeterli miktarda yiyecek taşıyabilen ve sağlayabilen erkek bireylerin dişiler tarafından pozitif seçilime uğradığı ve bu bireylerin gen havuzunda frekanslarının arttığı tahmin edilmektedir. Lovejoy, Ardipithecus ramidus türünün çekirdek aile sosyal organizasyonuna ve büyük bir ihtimalle monogamik bir ilişkiye sahip olduğunu ileri sürmüştür. Dişilerin kriptik yani gizli ovulasyon/yumurtlama geçirdiğini ve sadece seçtikleri erkek birey ile çiftleştiğini düşünmektedir. Ağaç hayatından yer yaşamına geçiş sürecinde, yer yaşamının yeni doğal seçilim baskılarına karşı monogamik ilişki eşler arası dayanışmayı ve hayatta kalma mücadelesinde başarı oranını artırmış olmalıydı. Ayrıca dişilerin sadece seçtikleri erkekler ile üremiş olmaları, toplumda başarılı erkeklerin pozitif seçilime uğramalarına neden olmuştur. Başarılı erkek ise ailesine yeterli düzeyde yiyecek sağlayan ve taşıyan, hayatta kalma savaşında eşi ile dayanışma içerisinde mücadele veren bireydir. Westenhöfer (1942) ve Morgan (1990) tarafından kurgulanan “The Aquatic Ancestor Hypothesis (Aquatic Ape Theory)/Sucul Ata Hipotezi”ne göre dik yürümek için gerekli olan anatomik değişimler ancak yerçekiminin düşük olduğu sucul bir ortamda ortaya çıkabilir. Morgan’a göre su ortamı orta büyüklükteki maymun atalarımızın dört ayaklı hareket biçiminden iki ayaklı hareket biçimine geçişte mükemmel bir geçiş ortamıdır. Ward ve Underwood (1967) tarafından ileri sürülen “The Thermoregulation Hypothesis/Isıdüzenleme Hipotezi”ne göre açık ekvator çevresinde direk güneşin sıcak ışınlarına karşı en iyi adaptasyon bu ışınların etkisinde kalan yüzey alanını küçültmek olacaktır, dik yürümek buna karşı verilmiş en iyi adaptasyondur. Böylece zararlı güneş ışınları, dört ayağı üzerinde yürüyen canlılardan farklı olarak sadece kafanın üstüne saçlar ile korunan yüzeye yansıyacaktır. Son olarak Niemtiz (2000, 2010) tarafından iler sürülen “The Amphibian Generalist” teoriye göre, atalarımızın açık savan ortamında dik yürümeye başladığı hipotezlerinin aksine ormanlık, nemli ve su kıyısından uzak olmayan ortamlarda dik yürüme hareket biçimini kazandığını belirtmektedir. Niemtiz’ göre atalarımız nemli ormanlık alanlarda kimi zaman kuru, kimi zaman otlar üzerinde ancak kimi zamanda yer yer sığ sularla kaplı çamurlu yüzeylerde yürüyerek yiyecek bulmaya çalışmış olmalıydı. Dik yürümek için gerekli anatomik ve fonksiyonel değişimlerin gerçekleşmesine ek olarak, sığ sularla kaplı ve çamurlu yüzeylerin bireylerde dik durmaya yönelik bir baskı oluşturmuş olması populasyonda bu davranışı gerçekleştirebilen bireyleri avantajlı duruma getirmiştir.
İki ayak üzerinde dik yürüme davranışının hayatta kalma mücadelesinde atalarımıza büyük başarılar kazandırdığı ve soyun devamını sağlayarak bizlerin varolma nedeni olduğu bir gerçek ancak bu değişimin nasıl ve hangi doğal seçilim baskıları altında ortaya çıktığını aydınlatmak ise daha fazla bilgi ve kanıtı gerektiriyor. Buna rağmen, 1940’lı yıllarda bu gerçeğin önemi henüz dünyada yeterince anlaşılmamış iken, yine o yıllarda modern evrim düşüncesine sahip olan hocamız Muzaffer Süleyman Şenyürek durumu fark etmiş ve bu konu hakkında yazmıştır: “insanı insan yapan iki ayak üzerinde şakuli yürüme usulü olmuştur”.
Kaynakça:
Conroy, G.C., 2005. Reconstructing Human Origins (Second Edition). W.W. Norton Company, Inc.  London.
Lewin,R. & R.A., Foley. 2004, Principles of Human Evolution (Second Edition). Blackwell Publishing
Hazırlayan:
Ferhat Kaya, Helsinki Üniversitesi, Finlandiya
*Yazı, NTV Bilim Dergisi'nin Mart 2011 sayısında yayınlanmıştır.

25 Mayıs 2012 Cuma

Final Examination

Final Examination covers the readings below:
  1. Eric Hobsbawm (1996) The Age of Revolution,1789-1848 [ch.1-3 and 9] 
  2. Eric Hobsbawm (1975) The Age of Capital, 1848-1871 [ch.2-3] 
  3. Eric Hobsbawm, (1989) The Age of Empire [Ch. 2 -3] 
  4. Ivan T. Berend, An Economic History of Twentieth-Century Europe: Economic Regimes from Laissez-Faire to Globalization. 
  5. Halil Inalcık, "The Ottoman Economic Mind and Aspects of the Ottoman Economy" in, The Ottoman Empire. Conquest, Organization and Economy. Collected Studies of H.Inalcık, London (1978) In Book Series: Variorum Collected Studies Series / 87
  6. Şevket Pamuk, "Ottoman Interventionism in Economic and Monetary Affairs", Revue D'Histoire Maghrebine, 25/91-92, 1998, pp. 361-67.
  7. Murat Birdal, The Political Economy of Ottoman Public Debt: Insolvency and European Financial Control in the Late Nineteenth Century, London-New York:I.B.Tauris Publishers
Some Questions: Forthcoming 

29 Aralık 2011 Perşembe

Essay Template

For essay template click here

18 Ekim 2011 Salı

Neolitikten Günümüze Tarım Ekonomi ve Politikaları

Hacettepe Üniverstesi İktisat Bölümü Öğretim üyesi Prof.Dr. Ahmet Şahinöz tarafından  kaleme alınan Neolitikten Günümüze Tarım Ekonomi ve Politikaları adlı kitap Turhan Kitabevi tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Kitap yazarın tarım ekonomisi üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmaların bir dökümünü içeriyor. Eserde, tarım ekonomisinin temel özellikleri ile başlayıp neolitik devrimden günümüze uzanan süreçte, farklı toplumsal sistemlerde tarımsal üretimin örgütlenme biçimi tarımsal artık kategrisi ekseninde karşılaştırmalı ve tarihsel bir analizle ele alınıyor. Yazar bir yandan Batı tarımının tarihsel gelişiminin izini sürerken Doğu'daki yapıların farklı ve benzer yönlerini tartışıyor. Eserin önemli bir bölümü ise çağdaş tarımın sorunlarına odaklanıyor. Bu bölümde Dünya ve Türkiye tarımındaki temel gelişmeler ve bu çerçevede ortaya çıkan farklı politika seçenekleri eleştirel bir perspektifle değerlendiriliyor. 
 
İÇİNDEKİLER
· Tarım Ekonomisi
· Tarım Kesiminin Özgün Nitelikleri
· Tarımsal Üretim Fonksiyonu
· Tarım Piyasaları Ve Fiyat Oluşumu
· Tarım Ve Ekonomik Gelişme
· Ekonomik Gelişmeye Katkı
· Ekonomik Gelişme Aracı: “Tarımsal Artık”
· Tarımın Azalan Nisbi Önemi
· Tarımda Sosyo-Ekonomik Sistemler Ve Gelişme Aşamaları
 · İlkel Kollektif Tarım
· Köleci Tarım
· Feodal Tarım
· Kapitalist Tarım
· İkinci Tarım Devrimi
· Anadolu’da Tarım
· İlk Dönem Tarım
· Osmanlı Tarım Sistemi
· Tarımda Sosyo-Ekonomik “Sistem” Sorunsalı
· Tarım Politikaları
· Tarım Kesimine Devlet Müdahalesi
· Dünya Tarım Politikaları
· Küresel Tarım Politikaları
· Türkiye’de Tarım Politikaları
· Tarımsal Yapı Ve Değişim
· Tarım Kesiminin Türkiye Ekonomisi İçin Önemi
 · Tarım Politikaları
· Yeni Tarım Politikaları

Yayınevi : Turhan Kitabevi Yayınları
Basım Yeri : Ankara
Basım Tarihi : 2011
Sayfa Sayısı : XIII+526 s.
ISBN : 978-605-5593-54-4













19 Haziran 2011 Pazar

Okumuş Bir İşçi Soruyor?

Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,
kim yapmış Babil’i her seferinde?
Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar
altınlar içinde yüzen Lima’nın?
Ne oldular dersin duvarcılar
Çin Seddi bitince?
Yüce Roma’da zafer anıtı ne kadar çok!
Kimlerdir acaba bu anıtları dikenler?
Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Yok muydu saraylardan başka oturacak yer
dillere destan olmuş koca Bizans’ta?
Atlantik’te, o masallar ülkesinde bile,
boğulurken insanlar
uluyan denizde bir gece yarısı,
bağırıp imdat istedilerdi kölelerinden.
Hindistan’ı nasıl aldıydı tüysüz İskender?
Tek başına mı aldıydı orayı?
Nasıl yendiydi Galyalılar’ı Sezar?
E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağladı derler
batınca tekmil filosu.
Ondan başkası ağlamadı mı?
Yediyıl Savaşı’nı 2. Frederik kazanmış?
Yok muydu ondan başka kazanan?

Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.
Ama pişiren kim zafer aşını?
Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.
ama ödeyen kimler harcanan paraları?

İşte bir sürü olay sana
Ve bir sürü soru.

Bertolt Brecht

7 Ekim 2010 Perşembe

2010-2011 Güz Dönemi İktisat Tarihi I Kitap Listesi

EKO 211 İktisat Tarihi I Dersi kapsamında yıl sonundaki toplam nota eklenmek üzere 10 puan üzerinden değerlendirilecek olan  "kitap incelemesi" için önerilen eserlerin listesi aşağıdadır. Her bir kitap en çok 2 ayrı öğrenci tarafından incelenebilir. Bu nedenle, istediğiniz kaynakları inceleyebilmeniz bakımından ders sorumlusu ile konuşmadan önce en az 6 kitaptan oluşan bir liste oluşturunuz. Kitap seçimi 26 Ekim 2010 tarihinde derste yapılacaktır. Derste de vurgulandığı gibi kitap incelemesinden beklenen kitabı özetlemeniz değil, eleştirel bir şekilde değerlendirmenizdir. Elbette bunu yaparken kitabı hiç okumamış birinin sizin incelemenizi okuduğunda kitap ve yazarı hakkında doyurucu bir bilgiye sahip olmasını da gözetmelisiniz. Son olarak incelemenin asgari 12.000 karakterden oluşması gerektiğini ve ders sorumlusuna hem basılı ve hem de elektronik olarak (ms word belgesi) olarak CD'ye kopyalalanarak 4 OCAK  2011 tarihinde teslim edileceğini hatırlatalım....
Kitap incelemesi için gerekli format için şuraya tıklayın.
  1. George Basalla (2000) Teknolojinin Evrimi, Çev. Cem Soydemir, Ankara: Tübitak.
  2. John Desmond Bernal (2008) Tarihte Bilim, cilt II. Çev. Tonguç Ok, İstanbul:Evrensel Basım Yayın
  3. Michel Beaud (2003) Kapitalizmin Tarihi, Çev. Fikret Başkaya, Ankara: Dost Kitabevi
  4. Jeremy Black (2003) Top, Tüfek, Süngü, Yeniçağda Savaş Sanatı 1453-1815, Çeviri: Yavuz Alogan, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  5. Fernand Braudel (2004a) Maddi Uygarlık ve Kapitalizm, Gündelik Hayatın Yapıları, Çev. M.Ali Kılıçbay, Ankara:İmge Kitabevi Yayınları.
  6. Fernand Braudel (2004b) Maddi Uygarlık ve Kapitalizm, Mübadele Oyunları, Çev. M.Ali Kılıçbay, Ankara:İmge Kitabevi Yayınları.
  7. Fernand Braudel (2004c) Maddi Uygarlık ve Kapitalizm, Dünyanın Zamanı, Çev. M.Ali Kılıçbay, Ankara:İmge Kitabevi Yayınları.
  8. Jacob Bronowski (2009) İnsanın Yükselişi, Türümüzün Biyolojik ve Kültürel Evrimine Renkli Bir Bakış, İstanbul: Say Yayınları.
  9. Peter Burke (2002) Annales Okulu: Fransız Tarih Devrimi, Çev. Mehmet Küçük, Ankara: Doğu Batı Yayınları.
  10. Gordon Childe (2001) Kendini Yaratan İnsan, İstanbul: Varlık Yayınları.
  11. Carlo M. Cipolla (1980) Dünya Nüfusunun İktisat Tarihi, İstanbul: Ötüken.
  12. Carlo M. Cipolla (2002) Zaman Makinası: Saat ve Toplum 1300-1700, Çev. Tülin Altınova, İstanbul:Kitap Yayınevi.
  13. Carlo M. Cipolla (2003) Yelken ve Top, Çev. Aslı Kayabal, İstanbul:Kitap Yayınevi.
  14. Phyllis Deane (1988) İlk Sanayi İnkılâbı, Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  15. Maurice Dobb (1990) Kapitalizmin Dünü Bugünü, Çev. F. Kantur, İstanbul: İletişim.
  16. Friedrich Engels (1998) İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, Ankara: Sol.
  17. Eduardo Galeano (2006) Latin Amerika’nın Kesik Damarları, Çev. A. Tokatlı ve R. Hakmen, İstanbul: Çitlembik.
  18. Daniel H. Headrick (2002) Enformasyon Çağı: Akıl ve Devrim Çağında Bilgi Teknolojileri 1700-1850, Çev. ZülalKılıç, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  19. Christopher Hill (2005) 1640 İngiliz Devrimi, İstanbul: Kaynak.
  20. Eric J. Hobsbawm (2008) Fransız Devrimine Bakış: İki Yüz Yıl Sonra Marsellaise'in Yankıları, Çev. O. Akınhay, İstanbul:Agora.
  21. Leo Huberman (2005) Feodal Toplumdan Yirminci Yüzyıla, Çev.Murat Belge, İstanbul:İletişim Yayınları.
  22. Harvey J. Kaye (2009) İngiliz Marksist Tarihçiler,  Çev. Arife Köse, İstanbul:İletişim.
  23. Jacques Le Goff (2008) Avrupa’nın Doğuşu, Çev. M.Timuçin Binder, İstanbul:Literatür Yayınları.
  24. Colin Mooers (1997) Burjuva Avrupa'nın Kuruluşu, Çev. Bahadır S. ŞENER, Ankara: Dost Kitabevi Yayınları.
  25. Barrington Moore Jr. (1989) Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri, Çev. Ş. Tekeli ve A. Şenel, Ankara: Verso.
  26. C.W.C. Oman (2002) Ok, Balta ve Mancınık, Ortaçağda Savaş Sanatı 378-1515, Çev. Yavuz Alogan, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  27. Henry Pirenne (1994) Ortaçağ Kentleri, İstanbul: İletişim.
  28. John H. Pryor (2004) Akdenizde Coğrafya, Teknoloji ve Savaş, Araplar, Bizanslılar, Batılılar ve Türkler, Çev. Füsun Tayanç – Tunç Tayanç, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  29. Alaeddin Şenel (1995) İlkel Topluluktan Uygar Topluma, Ankara: Bilim Sanat.
  30. George Thompson (1997) İlk Filozoflar Eski Yunan Toplumu Üzerine İncelemeler, Çev. Mehmet H. Doğan, İstanbul: Payel Yayınları.
  31. Ergun Türkcan (1981) Teknolojinin Ekonomi Politiği, Ankara: AİTİA Yayınları.
  32. Immanuel Wallerstein (2006) Tarihsel Kapitalizm, Çev. Necmiye Alpay, İstanbul: Metis Yayınları.
  33. Ellen Meiksins Wood (2003) Kapitalizmin Kökeni:Geniş Bir Bakış, Çev. A.Cevdet Aşkın, Ankara:Epos Yayınları.
  34. Ellen Meiksins Wood (2003) Sermaye İmparatorluğu, Çev. Sami Oğuz, Ankara:Epos Yayınları.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Latin Amerika'nın Kesik Damarları

08.09.2006 Radikal Kitap
Dünyadaki en iyi kitapların hangileri olduğu tartışılır. Ama Latin Amerika'yı en iyi anlatan kitaptan bahsedilecekse muhtemelen görüşler ortak olacaktır: Eduardo Galeano imzalı Latin Amerika'nın Kesik Damarları.

MAHMUT HAMSİCİ
Dünyadaki en iyi kitapların hangileri olduğu tartışılır. Ama Latin Amerika'yı en iyi anlatan kitaptan bahsedilecekse muhtemelen görüşler ortak olacaktır: Eduardo Galeano imzalı Latin Amerika'nın Kesik Damarları. Kitap acılı kıta Latin Amerika'yı tanımak, 'Latin'ceye bir giriş yapmak isteyenler için temel bir başvuru kaynağı niteliğinde. Tam da 'Latin'ceye ilginin kıtada yıllardır esen rüzgârların tam tersi yönünde esmesi nedeniyle iyiden iyiye arttığı bugünlerde Çitlembik Yayınları Galeano'nun bu klasikleşmiş kitabını yenilenmiş haliyle tekrar yayımladı.

'Biz yoksullaştıkça zenginleştiler'

Uruguaylı yazarın kendisini önce hapise sonra sürgüne gönderecek 1973'teki darbe gerçekleşmeden üç yıl önce yazdığı kitap kıtanın son 500 yıllık tarihine ezilenlerin merceğinden bakıyor. Eser, okura kuru bir kronolojik tarih sunmuyor. "Kapalılık derinliğin vazgeçilmez bir bedeli değildir" diyen Galeano kullandığı edebi dille, araya kendi kişisel gözlemlerini katmasıyla yeri gelince halk türkülerinden yeri gelince anı kitaplarından yararlanmasıyla okura akıp giden bir eser sunuyor. 357 sayfanın başından sonuna kadar sürekli Güney'in fakirleşmesinin Kuzey'in zengileşmesinin sonucu (ve nedeni) olduğunu vurgulayan kitap, kıtanın keşfinden sonra Avrupalıların yaşattığı tüyler ürpertici yerli kıyımlarıyla başlıyor ve 1970 yılına kadar uzanıyor. Sömürü şekli değişse de Galeano'ya göre Latinler yüzyıllar boyunca çalıştıkça hep fakirleşiyor: "Dünya piyasasında en çok aranan ürünlerin, kendilerini fedakârlıkla üreten Latin Amerika halkına getirdiği mutsuzluk ve felaket de o kadar büyük oldu" Kübalılar için daha fazla şeker, Brezilyalılalar için daha fazla altın, Kolombiyalılar için daha fazla kahve, Ekvatorlular ve Panamalılar için daha fazla muz ya da Bolivyalılar için daha fazla kalay üretmek her zaman daha da fazla fakirleşmek anlamına geliyor. Talan edilen mallar, değerler, talanlama mekanizmaları yüzyıllar içinde değişiyor ama kıtada yağma hiçbir zaman son bulmuyor.
Galeano, 'Kuzey'in, 'Güney'deki despot yerli işbirlikçileriyle yarattığı yağma düzeninin günümüze kadar nasıl bir seyir izlediğini anlatırken bu düzene karşı isyanlara yer veriyor ve kıtanın tarihinde zulüm kadar isyanın da hep varolduğunu hatırlatıyor. Dolayısıyla satırlarına Maximiliano Hernandaz Martinez, Porfirio Diaz, Tiburcio Carias, Anastasio Somoza, Augusto Pinochet gibi kişilikler girdiği gibi, Tupac Amaru, Emiliano Zapata, Fidel Castro, Augusto Cesar Sandino da giriyor.

Galeano, kitabın sonuna 1977'de yaptığı ekte yedi yıl öncesine kıyasla kıtanın daha da yoksullaştığını çarpıcı rakamlarla gösteriyor. Ve yine bu bölümün satır aralarında verdiği örneklerden birinde Güneyli insanların değerinin ne olduğunu fazla söze mahal bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor: "Meksika'da ineklere verilen yemde köylülerin besininde bulunandan daha fazla protein bulunuyor." Yazar bölümü muhtemelen temenni dolu bir hatırlatmayla bitiriyor: "Ayrıca, insanların tarihinde her yıkıcı hareket, karşılığını er ya da geç yaratıcı bir harekette bulur".

Bu satırların üzerinden tam yirmi dokuz yıl geçti. Galeano'nun deyimiyle tarih kıta için yine acımasız bir biçimde öğretici olmaya devam etti. Ancak son birkaç yıldır yazarın son cümlesinin hayatta karşılığını bulduğu, kıtanın makus talini kırmaya başladığını görüyoruz. Halkçı politik hareketlerin öncülüğünde Latin Amerika'nın kesik damarları tek tek dikiliyor, yıllarca sömürülen kaynaklar asıl sahiplerine iade ediliyor. Ve tarih, Galeano'ya kitabı için ilk kez olumlu eklemeler yapma olanağı sunuyor.

LATİN AMERİKA'NIN KESİK DAMARLARI
Eduardo Galeano, Çeviren: Atilla Tokatlı, Roza Hakmen, Çitlembik Yayınları, 2006, 357 sayfa, 17 YTL.

30 Mayıs 2010 Pazar

Peynir ve Kurtlar

Carlo Ginzburg
Peynir ve Kurtlar
Bir 16. Yüzyıl Değirmencisinin Evreni

Özgün adı: Il formaggio e i vermi
cosmo di un mugnaio del 1500

Metis Yayınları, İstanbul.
Çeviri: Ayşen Gür
Yayına Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen, Yıldırım Türker
Kapak Tasarımı : Semih Sökmen

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Eylül 1996
3. Basım: Haziran 2007

       

Sibel Özbudun, "'Sıradan' bir devrimci: Menocchio", Virgül, Sayı 7, Nisan 1998

Belleğimiz sıradan insanlara karşı neden bu denli acımasız? Kopernikci evren kuramının ateşli savunucusu, skolastisizmin gözükara düşmanı Giordano Bruno'nun Engizisyon'ca yakıldığını, ya da Galileo Galilei'nin Kilise tarafından yargılanarak düşündüklerinin tersini ilan etmeye zorlandığını handiyse ilkokul çocukları bilir de, "ateist" olduğu gerekçesiyle 1599'da bizzat Papa VIII. Clement'in isteğiyle kazığa oturtularak öldürülen Montereale'li yoksul değirmenci Domenico Scandella'nın ya da hemşehrileri arasındaki adıyla Menocchio'nun adı neden unutulup gitmiştir?
       Sorunun yanıtı galiba içinde gizli: Menocchio "sıradan" biriydi. Bizlerse tarihi "seçerek" yeniden-kurguluyoruz. Parlak başarıların, "çağına damgasını vuran" kişiliklerin, (Oysa çağın, üzerine damga vurulduğundan genellikle haberi olmuyor; belirli bir dünya görüşünü içselleştirmiş, bundan kalkınan tarihçiler, kuramcılar, ideologlar, geriye yansıttıkları projektörleriyle çağa damga vurulduğunu ve bu damgayı "kim"lerin vurduğunu bizlere belletiyorlar.), büyük savaşçıların, usta "devlet adamları"nın, ünlü düşün ve sanat insanlarının, başat siyaset, felsefe, bilim, sanat akımlarının tarihini yazıyor, okuyor, öğreniyoruz. Bu nedenle de, yazılı belgelerden okumaya başladığımız andan itibaren "seçkin"ler, "önder"ler (Hammurabi, Pericles, Platon, Caesar, Xerxes, Aziz Augustinus, Harun el Reşid, Papa Innocent, Christoph Colomb, Galileo Galilei, Kanunî Süleyman, Jean-Jacques Rousseau, Bismarc, Lenin, Atatürk, Churchill...) üzerine kurguladık tarihi. "Tarihi yapan adsız yığınlar" ise güme gitti hep. Önder-kitle diyalektiği hep tek yanlı bir vurguyla deformasyona uğrayageldi; tarih-yazıcılığında başat eğilim, tarih "seçkinleri"nin içinde yüzebildiği denizin, soluduğu atmosferin, sözün kısası onları vareden toplumsal ortam ve "zihniyetler"in (Kuşkusuz, "zihniyet(ler)"den, Ginzburg'un da eleştirdiği (s. 18) tüm bir çağı ve toplumu kapsayan bir kollektivite soyutlamasını anlamamak, farklı sınıf ve toplumsal kesimlerin farklı zihniyetlerle biçimlendiği ve farklı zihniyetleri biçimlendirdiğini kabullenmek koşuluyla.) görmezden gelinmesi oldu çok uzun bir süre: "Tabii sınıflar artık tarihçiler tarafından görmezlikten gelinmese de 'sessiz' kalmaya mahkûm edilmişlerdir", (s.15.)
       Tarihçi Carlo Ginzburg, Peynir ve Kurtlar'da farklı bir yol izliyor. Kaldı ki, kitabın "Önsöz"ünde bunu gerekçelendiriyor da: "Brecht'in 'okumuş işçisi' daha o zamanlar bile 'Yedi kapılı Thebai'yi kim inşa etti' diye soruyordu. Kaynaklar bu isimsiz duvarcılar konusunda bize hiçbir bilgi vermiyor, ama soru bütün anlamını koruyor" (s. 7).
       Ginzburg önemli sorulardan hareket ediyor: "...Bu noktada tabi sınıfların kültürüyle egemen sınıfların kültürü arasındaki ilişkiyle ilgili bir diyalog başladı. Bu kültürlerden ilki, acaba hangi dereceye kadar ikincisine bağımlıydı? Ve, tabi sınıf kültürü hangi ölçüde kısmî olarak bağımsız bir içeriğe sahipti? İki kültür düzlemi arasında karşılıklı bir hareketten söz edilebilir miydi? (s. 9)." Ve yanıtlıyor: "Kültürel ikiye bölünme vardır ama aynı zamanda, özellikle 16. yüzyılın ilk yarısında, egemen sınıflarla tabi sınıfların kültürleri arasında dairesel, karşılıklı bir etki söz konusudur" (s. 11).
       Peynir ve Kurtlar'da keşfedilmeye çalışılan, tam da bu: Ginzburg, Menocchio'nun öyküsünde, matbaanın icadı ve Reformasyon Hareketi'nin mümkün kıldığı bir kültürel etkileşimi, titiz bir irdelemeye tabi tutmuş: "Matbaa, onun içinde büyüdüğü sözlü geleneği kitaplarla karşılaştırma ve içindeki fikir ve fantezileri ortaya çıkaracak kelimelerle beslenme imkânını sağlamıştı. Reform ise duygularını dilediği gibi papaya, kardinallere, hükümdarlara değilse bile, köy papazına, hemşerilerine ve engizisyonculara ifade etme cesaretini vermişti" (s. 19).
       Montereale'li değirmenci Menocchio, 16. yüzyıl Batı Avrupa'sında yaşayan sıradan bir insan: "Çalışma koşulları değirmencileri -tıpkı hancılar, meyhaneciler ve gezgin zanaatkârlar gibi- yeni fikirleri benimsemeye ve yaymaya yatkın bir meslek haline getiriyordu" (s.152). Ama bir o kadar, yani hemşehrilerince tecrit edilecek, yıllarca Engizisyon önünde sorgulanacak ve nihayet Papa'nın da onayıyla (Giordano Bruno'yla aşağı yukarı aynı zamanda) idam edilecek kadar da sıradışı. Nedir Menocchio'yu sıradışı kılan? Değirmenci, bir halk filozofu; hem de devrimci bir filozof. Yaşamı boyunca pek dışına çıkmadığı küçük kasabasında, İtalya'nın Montereale'sinde, Katolik Kilise'nin resmi öğretisine taban tabana zıt görüşler öne sürüyor sürekli. Kendine özgü bir kozmogonisi var; diyor ki örneğin, "Ben dedim ki, fikrimce, her şey bir kaos, toprak, hava, su, ateş birbirine karışmış, bunun içinden bir kitle biçimlenmiş -tıpkı peynirin sütten yapılışı gibi- ve içinde kurtlar oluşmuş, bunlar da melekler. En kutsal haşmetli bunların Tanrı ve melekler olmasını emretti, melekler arasında Tanrı da vardı, o da bu kitlenin içinden, aynı zamanda yaratılmıştı, o efendiydi, dört adamı vardı, Lucifer, Mihail, Cebrail ve Rafael. Lucifer krala eşit bir efendi olmak için mücadele etmeye kalktı, halbuki kralın gücü Tanrı'ya aitti, Tanrı da onu bu kibri yüzünden cezalandırarak bütün eşi dostuyla cennetten kovdu; sonra bu Tanrı, Adem ve Havva'yı ve kovulan meleklerin yerini alacak sayıda insanı yarattı. Sonra bunlar da Tanrı'nın emrini dinlemeyince, Oğlunu yolladı, onu da Yahudiler yakaladı ve çarmıha gerdi" (s. 28).
       Kutsal Kitap'daki Tekvin'in cahil bir adamın zihnindeki kırılmaları mı? Öyle olmasa gerek. Menocchio'nun oldukça sistemli ve dirençli bir kurgusu var: "Azizlere küfretmek günah değildir, ama Tanrı'ya küfretmek günahtır"... "Tanrı'nın kim olduğunu zannediyorsunuz? Tanrı küçücük bir nefesten başka bir şey değildir, insan ne olduğunu hayal ederse odur"... "Gördüğümüz her şey Tanrı'dır, biz de Tanrıyız"... "Gökyüzü, yeryüzü, deniz, hava, cehennem, hepsi Tanrı'dır"... "Ne sanıyorsunuz, İsa'nın Bakire Meryem'den doğduğunu mu? Hem onu doğurmuş, hem de bakire kalmış olması mümkün değil. En doğrusu şöyle demek, iyi bir insandı, ya da iyi bir insanın oğluydu" (s. 26). ... "Yüce Tanrı Kutsal Ruh'u herkese vermiştir, Hıristiyanlara da, sapkınlara da, Türkler'e de, Yahudiler'e de; onun gözünde hepsi değerlidir, hepsinin ruhu da aynı şekilde kurtulur"... "Siz papazlar ve keşişler, siz de Tanrı'dan daha fazla şey bilmek istiyorsunuz, şeytan gibisiniz, yeryüzünde Tanrı olmaya kalkıyorsunuz. (...) Aslında bir insan ne kadar çok bildiğini sanırsa o kadar az biliyor demektir."... "Kilise'nin kanununun ve emirlerinin hepsinin aslında ticaret olduğuna inanıyorum; hayatlarını bununla kazanıyorlar."... "Bence doğduğumuz anda vaftiz edilmişiz demektir, çünkü her şeyi kutsayan Tanrı bizi de vaftiz etmiştir; ama öbür vaftiz bir uydurmadır, papazlar insan ruhlarını daha doğmadan sömürmeye başlarlar, öldükten sonra da sömürmeye devam ederler."... "(Evliliği) Tanrı koymadı, insanlar koydu. Eskiden bir erkekle bir kadın birbirlerine söz veriyorlardı bu da yetiyordu; sonra bu insan icadı ortaya çıktı" (s. 32). ... "Ha papaza ya da keşişe gidip günah çıkartmışsınız ha bir ağaca, hiç farketmez" (s. 33).
       Reformasyon hareketiyle sarsılan yetkesini Karşı-Reformcu bağnazlıkla restore etmeye çabalayan Katolik Kilise ömründe kasabasının dışına çıkmamış bu kır filozofunun konuşmalarına tahammül gösteremezdi: Montereale papazının ihbarıyla tutuklandı, yıllar süren sorgusunun sonunda da kazığa oturtularak idam edildi.
       Carlo Ginzburg, mahkeme tutanaklarından hareketle, Menocchio'nun düşünsel evrenini, (tutanaklarda okuduğunu söylediği) kitaplardan da yararlanarak, bir detektif titizliğiyle kurguluyor Peynir ve Kurtlar'da. Ve bu titiz, zorlu, ayrıntılardan gözünü esirgemeyen çalışmanın sonunda ortaya 16. yüzyıl sonu Batı Avrupası'nda "halk kültürü"nün bir kesitine ışık tutan şaşırtıcı bir tablo çıkıyor.
       Tablonun şaşırtıcı ve üzerinde durulması gereken yönü, 11. yüzyıldan itibaren Batı Avrupa'da boyveren ve 15. yüzyılın Hussite (Adını Almanlara karşı Çek ulusalcılığını vazeden ve kilisede reform isteyen ve Almanların ağırlık koyması sonucu Engizisyon tarafından yakılarak öldürülen Jan Hus'ün (1373-1415) adından alan Bohemya'daki erken ulusalcı ve ön-Reformasyoncu hareket) köylü ayaklanmalarına dek uzanan, Reformasyon hareketinin öncüsü Cathare, Waldens (11. yy.), Lollardlar, Hussitler vb. "rafızî" (daha doğrusu Kilise tarafından bu damgayı yiyen) hareketlerin (S. Özbudun, "Ortaçağda Hıristiyan Rafızîliği" İskenderiye Yazıları, 1997: 8, 31-41'e bakılabilir.) Kilise karşıtı ezilenlerden, yoksullardan yana fikirlerinin, ortalığın göreli yatıştığı, dinsel çatışmaların son bulduğu, Kilise'lerin ayrışma sürecinin tamamlandığı bir dönemde (ve öyle anlaşılıyor ki "münferiden": Menocchio yalnız bir devrimcidir; görüşleri hemşehrileri tarafından "çılgınlık", "sapkınlık" sayılmaktadır) "halk kültürü" içinde süregidişi ve aktarımıdır.
       Menocchio'nun Luther'in kişiliğinden etkilenmekle birlikte, [Ginzburg daha çok Anabaptist etkilenimleri vurgulamakta, (s. 41)] bir Protestan sempatizanı olmadığı anlaşılıyor. Dünya görüşü ve din anlayışının, olsa olsa kadîm, paganistik unsurlara hayat veren, "özerk bir köylü köktenciliği" (s. 44) çerçevesinde biçimlendiği anlaşılıyor. Engizisyon yargıçlarının onun hakkında verdikleri ilk hükümde, manişeist düalizmi ve Origen'in fikirlerini canlandırmakla suçlanıyor, (s. 122). Menocchio'nun öğretileri, şaşırtacak ölçüde maddeci; (Ginzburg "Hıristiyanlık, yeni Platonculuk ve skolastik felsefeden beslenen terimler kullanarak Menocchio, köylülerin nesilden nesile geçen temel, içgüdüsel maddeciliğini ifade etmeye çalışmıştı" diyor. s. 89) engizisyon sorgucusuna yaptığı açıklamalarda savunduğu "kendinden hareketli kaos" ve onun içinde yaratılan ve "madde olmasa hiçbir şey yaratamayacak olan, hava, su, ateş ve toprak olan Tanrı fikri" (s. 81-83), Menocchio'yu ateist maddeciliğin eşiğinde tutuyor. Ancak daha da önemlisi, Katolik Kilise'ye karşı yürütülen mücadelenin fikirlerinin, onda erken bir "sınıf bilinci"nin verilerini oluşturması. Dinsel retoriği, ezilenlerden yana tartışmalarına haklılık kazandırmak için kullandığı rahatlıkla izlenebiliyor: Örneğin, "yeryüzündeki cennetin malı mülkü olan beyefendilerin hiçbir iş yapmadan yaşadığı yer olduğuna inanıyorum," (s. 106) ya da "[Kilise'nin] Efendimiz İsa Mesih tarafından kurulduğu zamanki gibi sevgiyle yönetilmesini istiyorum... şimdi debdebeli ayinler var, halbuki Efendimiz İsa Mesih debdebe istemez" (s. 107) derken... Görüşleri ve vaazları "Kilise-içi bir düzeltim çabası"ndan çok, bir "toplumsal değişim isteği"ne denk düşüyor. Bu bakımdan, onun geç kalmış bir rafızî, ama erken bir devrimci olduğunu söylemek sanırım abartı olmayacaktır.
       Carlo Ginzburg, Ortaçağ ve Ortaçağ sonrası "yüksek Avrupa kültürüyle halk kültürü arasında her iki yönde hareket eden gizli, ama verimli bir alışverişin belirleyici olduğu bir dönem" (s. 158) den sözederken, kuşkusuz Rönesans ve Reformasyon hareketiyle Katolik Kilise'nin egemenliğine karşı bayrak açan Avrupa burjuvazisinin fikirlerinin kadîm bir maddeciliğe ve eşitlikçi ütopyalara yatkın köylülüğün dünya görüşüyle girdiği rezonanstan sözediyor. Ancak Almanya'daki köylü ayaklanmaları, Kilise için olduğu kadar, burjuvazi için de bir bakıma bir "erken uyarı" olmuştu: "O sıralar, sınıflar arasındaki mesafe bir yandan korunur, hatta daha da vurgulanırken, hem ideolojik hem de fizikî anlamda, yukarıdan gelen her türlü denetimden kopma tehdidi savuran kitleleri yeniden fethetme gereği, çarpıcı bir biçimde egemen sınıflar tarafından kabul görmüştü" (s. 159). Menocchio bu koşulların biçimlendirdiği ortamda, Engizisyon tarafından iki kez yargılandı, suç ortaklarını itiraf etmesi için işkenceye uğratıldı ve idam edildi. Santa Severina Kardinali'nin onu yargılayan Friuli engizisyoncusuna yazdığı mektupta Papa'nın bu konudaki ısrarı vurgulanıyordu: "Yüce Efendimiz adına, korkunç ve iğrenç aşırılıklarının cezasız kalmaması, tam tersine, adil ve sert bir cezayla o bölgelerde diğerlerine ibret olması için (abç), davanın ciddiyetinin gerektirdiği ihtimamı bir an bile elden bırakmamanız gerektiğini size bildiriyorum. Bu nedenle cezayı davanın ehemmiyetinin gerektirdiği hız ve kararlılıkla infaz etmekte tereddüt etmeyin. Bu, efendimizin kesin isteğidir" (s. 160).
       O bölgedeki diğerleri? Evet, Menocchio'nun idamından kısa bir süre sonra, Friuli Engizisyonuna bir ihbar daha gelmişti: "Bu kentte... Marcato ya da belki Marco adında biri var, beden öldüğünde ruhun da öldüğüne inanıyor..."

27 Mayıs 2010 Perşembe

Yararlı Bağlantılar

KURUMLAR
Tarih Vakfı
Türk Tarih Kurumu
TİTAP (Türkiye İktisat Tarihçileri Platformu)

YAYINEVLERİ
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
Kitap Yayınevi
Devlet Arşivleri
İletişim Yayınları

DERGİLER
Toplumsal Tarih
Tarih ve Toplum
NTV Tarih

Kitaplık

KİTAP LİSTELERİ 
2009-2010 Bahar Dönemi Kitap Listesi
2009-2010 Güz Dönemi Kitap Listesi

-Carlo Ginzburg- Peynir ve Kurtlar_Sibel Özbudun'un Kitap Hakkındaki Tanıtım Yazısı
-Şevket Pamuk- Osmanlı Türkiye İktisadi Tarihi 1500-1914
-Cemal Kafadar-Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken

19 Nisan 2010 Pazartesi

Ödev Şablonu

Kitap değerlendirmesi asgari 12.000 karakterden oluşmalıdır. Kitap değerlendirmesi yaparken dikkate alacağınız diğer biçimsel kurallar için şuraya tıklayın. Geçen dönem yayınladığımız "Kitap değerlendirmesi nasıl yazılır?" başlıklı kaydı okumak için şuraya tıklayın.

Bilimsel Makale Yazım Kuralları


-->
Bilimsel çalışmalarda başlıca MLA ve APA atıf sistemleri kullanılır. Aşağıdaki APA atıf sisteminden hareketle oluşturulmuş atıf sistemini bilimsel çalışmalarınızda kullanabilirsiniz. Bu metni word belgesi olarak indirmek için şuraya tıklayın.
  • Metin içinde kaynak göstermek için dipnot kullanılmamalı, yazının konusuyla doğrudan ilgili olmayan ve/veya yazının akışını bozacak noktalar için dipnot kullanılmalıdır.
  • Nokta mutlaka parantezden sonra gelmelidir. Virgül ve iki nokta işaretlerinden sonra boşluk bırakılır. Tarihten sonra iki nokta olmasına dikkat edilir.
Örn. (Gould, 2000: 115).
-Yazarın adı metinde geçmiyorsa (Darwin, 1859),
-yazarın adı metinde geçmiyor ve belirli bir sayfaya gönderme yapılıyorsa (Darwin, 1859: 64),
-yazarın adı metinde geçiyorsa (1859),
-iki yazar varsa (Levins ve Lewontin, 1985),
-üç ve daha çok yazar varsa (Wright vd., 1992) biçiminde kaynak gösterilir.
  • Aynı yazarın aynı yıl içinde basılmış eserlerine atıfta bulunmak için basım yılına harfler eklenir: (Veblen, 1898a).
  • Aynı konuyla ilgili değişik kaynaklara atıf yapmak için yazar, yıl ve gerekiyorsa sayfa numaraları birbirinden noktalı virgülle ayrılır ve yazarlar alfabetik olarak sıralanır: (Veblen, 1898a: 378; Hodgson, 1993:156).
  • Aynı yazarın iki kitabına aynı parantez içinde referans verildiğinde yazarın ismi tekrar yazılmaz. Örn. (Hodgson, 1993: 132; 2001: 153).
  • Yazı içinde bir yazarın kitabının ismi geçtiğinde kitap ismi italik yazılmalı ve tırnak işareti konulmamalıdır. Örn. Hodgson’ın Economics and Evolution: Bringing Life Back into Economics başlıklı çalışmasında (...).
  • Makale başlığı ise tırnak işaretleri içine konmalıdır.
Örn. Veblen’in “Why is Economics Not an Evolutionary Science?” isimli makalesinde (...).
  • Dipnotlarda:
bkz. Lewontin (2007) şeklinde referans verilir.
  • Kırk kelimeyi geçen alıntılarda: Tırnak işareti konmaz ve içeriden başlanır.
  • Yazı içinde tek tırnak işareti sadece bir alıntının içinde başka bir alıntı veya vurgu varsa kullanılabilir. Bunun dışında tüm alıntı ve vurgularda çift tırnak işareti kullanılmalıdır..
  • Başlık ve ara başlıklarda her sözcüğün baş harfi büyük olmalı ve kalın yazılmalıdır.
Örn: II. Evrimsel İktisadın Temelleri 
KAYNAKÇA
Kaynakça aşağıdaki örneklere uygun olarak düzenlenmelidir.
Önemli not: Kitap isimleri, dergi isimleri, konferans isimleri, tez başlıkları italik olarak yazılmalıdır. Makaleler ise tırnak içine alınmalıdır.
Örnekler
Kitap ismi:
Hodgson, G. M. (2001) How Economics Forgot History: The Problem of Historical Specificity in Social Science, New York: Routledge.
Çeviri kitap:
Lewontin, R. (1998) Üçlü Sarmal: Gen Organizma Çevre, çev. E.D. Özsoy, Ankara: TÜBİTAK.
Dergiden makale
Gowdy, J. M. (1985) “Evolutionary Theory and Economic Theory: Some Methodolgical Issues”, Review of Social Economy, 43(3):316-24.
Derleme kitaptan makale:
Gould, S. J. ve R.C. Lewontin (2009) “San Marco’nun Kemer Üstü Boşlukları ve Pangloss Paradigması: Adaptasyoncu Programın Bir Eleştirisi”, Ateş, K. (der.) Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi içinde, İstanbul: Evrensel, 135-151.
Derleme kitabın kendisi:
Özveren, E. (der.) (2007) Kurumsal İktisat, Ankara: İmge.
Konferansa sunulmuş bildiri:
Brown, V. (2009) “Adam Smith: Between Morals and Markets?”, Uluslararası Ekonomi Politik Konferansına sunulmuş tebliğ, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli, 1-4 Ekim.
Working Paper:
Tansel, A. (2001) Economic Development and Female Labor Force Participation in Turkey: Time Series Evidence and Cross-Province Estimates,Ankara: ODTÜ Ekonomik Araştırmalar Merkezi, Working Papers in Economics No: 01/05.
Yüksek lisans ya da doktora tezi:
Şahin, Ö. (1997) Kadın Emeğinin Piyasaya Yeniden Çıkmasi: Dünyada ve Türkiye’de Kadın Girişimciliği ve Politik Sonuçları, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara: Ankara Üniversitesi, Siyasal ve Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Internet adresinden bir makale:
Ehrbar, H. G. (1998) “Marxism and Critical Realism”, http://www.econ.utah.edu/ehrbar/marx-pdf, indirilme tarihi: 19 Aralık 2001.


24 Şubat 2010 Çarşamba

Bahar Dönemi için Kitap Listesi

Bahar Dönemi için geniş bir kitap listemiz var. Bu durumda her bir kitap için en fazla iki kişi seçim yapabilecek. İncelemek istediğiniz kitaba karar verip 3 Mart 2010 Çarşamba günü saat 11.30'da derste oluşturulacak listeye adınızı ekleyiniz. Aynı kitabı incelemek isteyen arkadaşlarınız olabileceği için e-posta yoluyla tercih yapmanız mümkün değildir.
Ayrıca her bir kitabı en fazla iki kişi inceleyebileceği için kendinize alternatif kitaplar listesi oluşturunuz.
Kitap incelemesi 10 puan üzerinden değerlendirilecektir.
Listeyi pdf dosyası olarak indirmek için şuraya tıklayınız.
  1. Phyllis Deane (1988) İlk Sanayi İnkılâbı, Ankara: Türk Tarih Kurumu.
  2. Friedrich Engels (1998) İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu, Ankara: Sol.
  3. Daniel H. Headrick (2002) Enformasyon Çağı: Akıl ve Devrim Çağında Bilgi Teknolojileri 1700-1850, Çev. Zülal Kılıç, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  4. Eric J. Hobsbawm (2008) Fransız Devrimine Bakış: İki Yüz Yıl Sonra Marsellaise'in Yankıları, Çev. O. Akınhay, İstanbul:Agora.
  5. Eric J. Hobsbawm (1989) Devrim Çağı: 1789-1848, Çev.:A. Şenel ve Jülide Ergüder, Ankara:Verso.
  6. Eric J. Hobsbawm (1998b) Sermaye Çağı : 1848-1875, Çev.: B. Sina Şener, Ankara:Dost.
  7. Eric J. Hobsbawm (1999) İmparatorluk Çağı:1875-1914, Çev.: Vedat Arslan, Ankara:Dost.
  8. Larry Allen (2003) Keseden Bankaya Tezgahtan Borsaya, Küresel Finans Sisteminin Öyküsü, çev. M.Tekçe, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  9. Richard Sennett (2002) Karakter Aşınması: Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri, Çev. Barış Yıldırım, İstanbul:Ayrıntı.
  10. Giovannni Arrighi (2000) Uzun Yirminci Yüzyıl: Para, Güç ve Çağımızın Kökenleri. Çev. Recep Boztemur, Ankara:İmge. 
  11. John Kenneth Galbraith (2009) Büyük Kriz 1929, İstanbul:Pegasus. 
  12. Harry Braverman (2008) Emek ve Tekelci Sermaye, Çev. Çiğdem Çıdamlı, İstanbul: Kalkedon.
  13. J. Bakan (2007) Şirket: Kar ve Güç Peşindeki Patolojik Kurum, Çev. Rahmi G. Öğdül, İstanbul:Ayrıntı Yayınları.
  14. Maurice Dobb (1992) Kapitalizmin Gelişimi Üzerine İncelemeler. Çev. F. Akar, İstanbul: Belge Yayınları.
  15. Henri Fayol (2005) Genel ve Endüstriyel Yönetim:Planlama, Örgütleme, Kumanda, Koordinasyon, Kontrol, Çev. M.Asım Çalıkoğlu, Ankara:Adres Yayınları.
  16. C. Freeman, Luc Soete (2003) Yenilik İktisadı. Çev. Ergun Türkcan, Ankara:Tübitak.
  17. David Harvey  (1997) Postmodernliğin Durumu. Çev. S.Savran, İstanbul:Metis.
  18. Ernest Mandel (1991) Kapitalist Gelişmenin Uzun Dalgaları, Çev.:D. Işık, İstanbul:Yazın Yay.
  19. Karl Polanyi, (2000) Büyük Dönüşüm: Çağımızın Siyasal ve Ekonomik Kökenleri. Çev. A. Buğra, İstanbul:İletişim.
  20. Taylor, F.W. (2005) Bilimsel Yönetim İlkeleri. Çev. H.B. Akın, Ankara: Adres Yayınları.
  21. Ellen Meiksins Wood (2003) Sermaye İmparatorluğu, Çev. Sami Oğuz, Ankara:Epos.
  22. Guglielmo Carchedi (2009) Başka Bir Avrupa İçin: Avrupa’nın Ekonomik Bütünleşmesinin Sınıf Tahlili, İstanbul:Yordam Kitabevi.
  23. Paul Hirst ve G .Thompson (1999) Küreselleşme Sorgulanıyor. Ankara, Dost.
  24. Şevket Pamuk (2005) Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme 1820-1913, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
  25. Şevket Pamuk (2003) Osmanlı İmparatorluğu’nda Paranın Tarihi, İstanbul:Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
  26. Sabri Ülgener (2006) Zihniyet ve Din İslam, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı, İstanbul:Derin Yayınları.
  27. Mehmet Genç (2002) Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi. İstanbul, Ötüken.
  28. Ali Akyıldız (2005) Anka’nın Sonbaharı, Osmanlı’da İktisadi Modernleşme ve Uluslararası Sermaye, İstanbul: İletişim.
  29. Hüseyin Al (2007) Uluslararası Sermaye ve Osmanlı Maliyesi, 1820-1875, İstanbul: Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi.
  30. M.Murat Baskıcı (2005) 1800-1914 Yıllarında Anadolu’da İktisadi Değişim, Ankara: Turhan.
  31. Donald Quataert (2002) Osmanlı İmparatorluğu, 1700-1922. İstanbul, İletişim.
  32. Donald Quataert (1987) Osmanlı Devleti’nde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş, 1881—1908. çev. Sabri Tekay, Ankara:Yurt Yayınları.
  33. Donald Quataert ve E.J. Zürcher (der)  (1998) Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine İşçiler, 1839-1950, İstanbul:İletişim Yayınları.
  34. Donald Quataert (1999) Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü. çev. Tansel Güney, İstanbul:İletişim.
  35. Donald Quataert (2008) Anadolu’da Osmanlı Reformu ve Tarım, 1876-1908, çev. Nilay Özok Gündoğan ve Azat Zana Gündoğan, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
  36. Ç.Keyder ve F.Tabak (der) (1998) Osmanlı’da Toprak Mülkiyeti ve Ticari Tarım. İstanbul,Tarih Vakfı Yurt Yayınları. s.17-35.
  37. Taner Timur (2000) Osmanlı Toplumsal Düzeni. Ankara, İmge.
  38. Taner Timur (1998) Osmanlı Çalışmaları: İlkel Feodalizmden Yarı Sömürge Ekonomisine, Ankara:İmge.
  39. Suraiya Faroghi (2007) Osmanlı İmparatorluğu Ve Etrafındaki Dünya, Çev. Ayşe Berktay, İstanbul:Kitap Yayınevi.
  40. Halil İnalcık (2000) Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi:1300-1600. cilt. I. İstanbul, Eren.
  41. Halil İnalcık (2003) Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ: 1300-1600. İstanbul,Yapı Kredi.
  42. D. Quataert vd. (2004) Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi: 1600-1914. cilt. II, İstanbul, Eren.
  43. Claude Cahen (2008) Osmanlılardan Önce Anadolu, Yurt Yayınları:İStanbul.
  44. Orhan Kurmuş (2008) Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi. İstanbul, Yordam Yayınları.
  45. Zafer Toprak (1995) Türkiye'de Ekonomi ve Toplum (1908-1950) Milli Iktisat - Milli Burjuvazi. İstanbul, Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
  46. İlber Ortaylı (2005) İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul: Alkım.
  47. Coşkun Çakır (2001) Tanzimat Dönemi Osmanlı Maliyesi, İstanbul: Küre Yayınları.
  48. Reşat Kasaba (2005) Dünya İmparatorluk ve Toplum, Osmanlı Yazıları, çev. B. Büyükkal, İstanbul: Kitap Yayınevi.
  49. Çağlar Keyder (1999) Türkiye’de Devlet ve Sınıflar, İstanbul: İletişim.
  50. A.D. Noviçev, A.D. (1979) Osmanlı İmparatorluğu’nun Yarı Sömürgeleşmesi,  çev. N. Dinçer, Ankara: Onur.
  51. Niyazi Berkes (2002) Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul: YKY.
  52. Albert Hourani (2000) Arap Halkları Tarihi, Çev.  Yavuz Alogan, İstanbul:İletişim

23 Şubat 2010 Salı

Dokumacılık Teknolojisi -Taslak

15 Şubat 2010 Pazartesi

2009-2010 Bahar Dönemi İktisat Tarihi II İzlencesi

EKO 211 İKTİSAT TARİHİ I (Güz) İZLENCESİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

EKO 212 İktisat Tarihi II
Ders Sorumlusu: Muammer KAYMAK
Sınav: 1 Adet arasınav ve final sınavı yapılacaktır. Arasınavın ağırlığı %40, final sınavının %60’dır.
Kitap Değerlendirmesi: Dileyen öğrenciler daha sonra ilan edilecek kitap listesinden seçecekleri bir kitabı okuyup değerlendirerek ek puan alabilirler. Kitap değerlendirmesi ile ilgili ayrıntılar daha sonra duyurulacaktır.
Kaynaklar: Aşağıda * işareti ile belirtilen kaynakların okunması zorunludur. Diğer kaynaklar ilgilenen öğrenciler için başvurulacak daha ileri okumalardır.

ÖZET VERSİYON:
Zorunlu Okuma Listesi
1)Eric J. Hobsbawm (1998) Sanayi ve İmparatorluk. Ankara, Dost. [Giriş, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 bölümler]
2) Eric Hobsbawm, (1996) Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991, Aşırılıklar Çağı. İstanbul, Sarmal ([3, 4, 9, 14. bölümler)
3) Andrew Gamble (2007) “Keynes, Anglo-Amerika ve Hegemonik İstikrar Teorisi", Mülkiye Dergisi, Cilt: XXXI No.256, sf. 31-44.
4) Şevket Pamuk (2009) Osmanlı Türkiye İktisat Tarihi, 1500-1914. İstanbul, İletişim.

GENİŞ VERSİYON
DERS PLANI VE KAYNAKÇA

I. SANAYİ DEVRİMİNİN KÖKENLERİ
*Eric J. Hobsbawm (1998) Sanayi ve İmparatorluk. Ankara, Dost. [Giriş, 1. 2. bölüm]
-Ergun Türkcan (1981) Teknolojinin Ekonomi Politiği. Ankara, AİTİA Yayınları.
-İşaya Üşür (1988) "Sanayi Devrimi: Bir Deyim Neyi Anlatır", İktisat Dergisi, 287:16-27.
II-SANAYİ DEVRİMİ – I.AŞAMA
* Eric J. Hobsbawm (1998) Sanayi ve İmparatorluk. Ankara, Dost . [3. bölüm]
-Eric J. Hobsbawm (1989) Devrim Çağı. Ankara, Dost. [2. ve 3. bölüm]
-George Basalla (2000) Teknolojinin Evrimi. Ankara, Tübitak.
-Phyllis Deane (1988) İlk Sanayi İnkılabı. Ankara, Türk Tarih Kurumu.
-Maurice Dobb (1992) Kapitalizmin Gelişimi Üzerine İncelemeler. İstanbul, Belge. [7. bölüm]
III-SANAYİ DEVRİMİNİN BEŞERİ SONUÇLARI
*Eric J. Hobsbawm (1998) Sanayi ve İmparatorluk. [4. ve 5. bölüm]
-Eric J. Hobsbawm (1989) Devrim Çağı. [11. bölüm]
-Friedrich Engels (1998) İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu. Ankara, Sol.
-E.P. Thompson (2004) İngiliz İşçi Sınıfının Oluşumu. İstanbul, Birikim.
IV- SANAYİLEŞME II.AŞAMA
*Eric J. Hobsbawm (1998) Sanayi ve İmparatorluk. [6. ve 7. bölüm]
-Eric J. Hobsbawm (2002) Sermaye Çağı 1848-1873. Ankara, Dost . [2. ve 3 . bölümler]
-Eric Hobsbawm (1999) İmparatorluk Çağı. Ankara, Dost. [2. ve 3 . bölümler]
V- 1929 BÜYÜK BUNALIMI VE SONUÇLARI
*Eric Hobsbawm, (1996) Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991, Aşırılıklar Çağı. İstanbul, Sarmal, [3. ve 4. bölümler]
VI- SAVAŞ SONRASI KAPİTALİZMİN GENİŞLEME DÖNEMİ
*Eric Hobsbawm, (1996) Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991, Aşırılıklar Çağı. [9. bölüm]
VII- 1973’DEN GÜNÜMÜZE KRİZ İÇİNDE YENİDEN YAPILANMA DÖNEMİ
*Eric Hobsbawm, (1996) Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991, Aşırılıklar Çağı. [14. bölüm]
-David Harvey (1997) Postmodernliğin Durumu. İstanbul, Metis.s.143-226.
-Paul Hirst ve G .Thompson (1999) Küreselleşme Sorgulanıyor. Ankara, Dost.
VIII- OSMANLI İKTİSAT TARİHİ
*Şevket Pamuk (2009) Osmanlı Türkiye İktisat Tarihi, 1500-1914. İstanbul, İletişim.
-Şevket Pamuk (2005) Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme 1820-1913, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
-Mehmet Genç (2002) Osmanlı İmparatorluğu’nda Devlet ve Ekonomi. İstanbul, Ötüken
-Donald Quataert (2002) Osmanlı İmparatorluğu, 1700-1922. İstanbul, İletişim
-İnalcık, Halil (1998) “Çiftliklerin Doğuşu: Devlet , Toprak Sahipleri ve Kiracılar”, (Der.) Ç.Keyder ve F.Tabak, Osmanlı’da Toprak Mülkiyeti ve Ticari Tarım. İstanbul,Tarih Vakfı Yurt Yayınları. s.17-35.
-Taner Timur (2000) Osmanlı Toplumsal Düzeni. Ankara, İmge.
-Halil İnalcık (2000) Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi:1300-1600. cilt. I. İstanbul, Eren.
-Halil İnalcık (2003) Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ: 1300-1600. İstanbul,Yapı Kredi.
-D. Quataert vd. (2004) Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi: 1600-1914. cilt. II, İstanbul, Eren.
-Orhan Kurmuş (2008) Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi. İstanbul, Yordam Yayınları.
-Zafer Toprak (1995) Türkiye'de Ekonomi ve Toplum (1908-1950) Milli Iktisat - Milli Burjuvazi. İstanbul, Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
-İlber Ortaylı (2005) İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul: Alkım.

31 Ocak 2010 Pazar

EKO 211 İktisat Tarihi I Dersi Final Sınavı 22 Ocak 2010

Not: 1. soru zorunludur. Diğer 3 sorudan herhangi ikisini seçerek altındaki boşluğa yanıtlayınız.
1) 14. yüzyıl krizi nedir? Toprak/emek oranı kavramını kullanarak krizin feodal üretim biçiminin işleyiş ilkelerinden kaynaklı nedenlerini tartışınız (20 puan).
2) Fiyat devrimi nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Kapitalizmin gelişiminde nasıl etkili olmuştur? (20 puan)
3) Çitleme hareketi nedir? Kapitalist üretim biçiminin tanımlayıcı unsurlarını dikkate alarak, çitleme hareketinin hangi bakımlardan kapitalizmin doğuşunda etkili olduğunu tartışınız? (20 puan)
4) Feodal toplumun ve feodalizmden kapitalizme geçiş toplumunun egemen sınıfı olan soyluluğa karşı, yükselmekte olan sınıf olan banka ve ticaret burjuvazisi, genellikle hükümdarla bir uzlaşma stratejisi izledi, bunu bir çeşit “merkantilist uzlaşma” olarak adlandırmak mümkündü. (M. Beaud)
Yukarıdaki ifadede sözü edilen “merkantilist uzlaşma” hangi unsurları içerir? (20 puan)